18 Ocak 2014 Cumartesi

yezidi bir hikaye

ocakınonsekizi2014

uzaktan bakabiliyordum sana,
yalnızca uzaktan.
sen olanca soğukluğunla
bir daldan korkusuzca düşerken.
sen miydin hayal,
yoksa ben mi kaybolmuştum
yaratımın renkli rüyalarında?

bir çizgi, senden başlayıp
ülkeleri delip geçiyor,
bulutları yarıp geliyor yanıbaşıma.
dokunmuyor bulunduğum noktaya.
bazen etrafımda bir çember olup
hapsedersin beni ikimizin sonsuzuna kadar.
çıkamam, terk edemem, olduğumu,
dokunamam sana 
hemen yanıbaşımdayken bile.

böyleydi işte hikayesi iki noktanın.
biri diğerine dokunamadan geçti zamanları.
nereye kadar koşacak,
nereye çarpacaklardı 
bu koca boşlukta,
hiç bilmeden
hangi toprakta bıracaklardı izlerini
hiç düşünmeden ne olduklarını.

belki de değmeyecek, dokunmayacaklardı birbirlerine,
bir anıları dahi olmayacak
ve böylece bitecekti 
kısacık ömürleri,
gökten düşen kar taneleri gibi
aynı ve uzak,
kısacık bir an için var,
sonsuza kadar yok.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

benim de söyleyeceklerim var!