aralıkınyirmidördü2013
dizlerinin üstünde dururken taşıyordu dünyayı,
mevsimi döndürmek için yeniden.
kan ter içinde bir garip emekleme,
nereye gittiğini bilmeden takip ediyordu yolu.
yol dediğine bakma,
ışık yok, varılacak yer yok,
bir garip patika, sonu ansızın gelen.
geride hep eksik kalanlar, tamamlanamayanlar.
gayesi tamamlamak değildi başkalarının hayallerini,
kapris ya da oyunlarını;
nerede ne varsa, sahibi olduğunu iddia edenlerindi her şey zaten,
o sadece canından bir parça can istiyordu.
şimdi o yanımda olsa, tüm bu çile,
çözümsüz gözüken sorunlar,
doğrulamayan ben,
çözülürdü ona adanmışlıkla.
lakin bu çektiğim çile,
ciğerlerimi dolduran hava
ağır geliyor yokluğunda;
yoksa kim ki karşımda dursun,
çelme taksın düz yolda bana diyordu.
seni kendinden korudu önce,
sonra kendini kötülükten;
ama doymak bilmezin eli üstümüzde,
nereye kaçaydı da
kuraydı evrenini?
kimsenin elindeki büyüde değildi,
ama büyüsünün peşindeydi.
tam bilmeden sözlerini,
bir şarkı gibi mırıldanırdı kendi kitabından cümleleri.
neticede,
bir adam varmış,
bir şehir varmış,
bir de şehir değiştikçe kaybettiği barış.
daha ne kadar güçlü olabilirim ki,
kaç defa daha ikna olabilirim;
boynumdaki muska, elimdeki nazar boncuğu,
içimde hasta yatağına mahkum
bu sevgiyi
daha ne kadar canlı tutabilirim ki, diyordu.
söylenme dedikçe saklandı kendine,
kefeni, bedeni,
yürüdü bilmediği yolları.
içinde yaşayan var mı bilmeksizin,
kaybetmektense kazanmamak için
tüm oyunlarına yüz verdi
üç beş itin.
nerde şimdi, mutlu mu bilmem,
ama sözlerini işitirim geceleri,
bir daldan ayrılan yaprağın
toprağa değmeden hemen önce bulduğu gibi bulur yaradanını.
ona süzülür mırıldanarak,
sınama bu kulunu nobranlığıyla yarattıklarının
sindim merhametine,
sindim merhametine,
al da kurtar canımı.
iyi sıhhatte olsunlar.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
benim de söyleyeceklerim var!