aralıkınonbeşi2013
hiçbir şey olmamış gibi uyandım bir sabah.
sanki o gün, yalnızca ertesi gün seni göreceğim
herhangi başka bir günmüş gibi.
ama o gün de göremedim seni
şimdi hatırlamadığım bir sebeple.
ertesi gün, hiçbir şey olmamış gibi uyandım,
bir kez daha.
sana söyleyeceklerim vardı,
onun yerine açıklamalar yaptım insanlara;
mutsuz bir dünyada, mutlu olmaya çalışan
bir çocuk hakkında.
sayısı artıyordu anlatacaklarımın,
fakat göremiyordum seni, arayamıyordum, yazamıyordum.
galiba bununla ilgili bir şey söylemiştin.
bitmek bilmez rüyalar geldi.
yorgun uyanır oldum sabahları,
bedenim, uykularda olduğu karakterlerle
onlarca kez şekil değiştirirken,
tek gözüm açık seni arıyordum yanımda.
sen yoktun, başkası da yoktu,
yanımda bir boşlukla uyuyakalıyordum.
unutmuşum yalnızlığın tadını.
sevmediğimden değil, sadece unutmuşum.
hiçbir şey olmamış gibi yapmaktan yorulana dek
toplamayacağım bıraktığın dağınıklığı.
ama yastık bile dillenip soracak gibi geliyor,
nerede bu kız? iyi mi?
ismi silik, yüzü silik, kararsızlıklarının arasından
bir karar tutmuş elinde
kendi yolunu aydınlatıyor olmalı.
bir şey olmadığından değil de,
kötü bir şey olduğundan bu huzur;
tsunaminin silip süpürmesi gibi ne var ne yok.
deniz, aynı deniz, ama sadece bir karmaşa bırakmış
çekilirken evine.
bir şey eksik, üzerinde yürüdüğümüz toprakta,
uzandığım yatakta,
kafamı koyduğum yastıkta
ve sen adını dahi geride bırakmadan gittiğin için,
uzak, isimsiz bir memleket gibi bu boşluk.
her şey ayaklanmış, şarkılar konuşuyor,
çember tamamlanmış, daralarak nokta halini almış,
yeni bir cümleyi çağırıyor.
bir şey olduğu belli.
hiçbir şey olmamış gibi uyandım bir sabah.
sanki o gün, yalnızca ertesi gün seni göreceğim
herhangi başka bir günmüş gibi.
ama o gün de göremedim seni
şimdi hatırlamadığım bir sebeple.
ertesi gün, hiçbir şey olmamış gibi uyandım,
bir kez daha.
sana söyleyeceklerim vardı,
onun yerine açıklamalar yaptım insanlara;
mutsuz bir dünyada, mutlu olmaya çalışan
bir çocuk hakkında.
sayısı artıyordu anlatacaklarımın,
fakat göremiyordum seni, arayamıyordum, yazamıyordum.
galiba bununla ilgili bir şey söylemiştin.
bitmek bilmez rüyalar geldi.
yorgun uyanır oldum sabahları,
bedenim, uykularda olduğu karakterlerle
onlarca kez şekil değiştirirken,
tek gözüm açık seni arıyordum yanımda.
sen yoktun, başkası da yoktu,
yanımda bir boşlukla uyuyakalıyordum.
unutmuşum yalnızlığın tadını.
sevmediğimden değil, sadece unutmuşum.
hiçbir şey olmamış gibi yapmaktan yorulana dek
toplamayacağım bıraktığın dağınıklığı.
ama yastık bile dillenip soracak gibi geliyor,
nerede bu kız? iyi mi?
ismi silik, yüzü silik, kararsızlıklarının arasından
bir karar tutmuş elinde
kendi yolunu aydınlatıyor olmalı.
bir şey olmadığından değil de,
kötü bir şey olduğundan bu huzur;
tsunaminin silip süpürmesi gibi ne var ne yok.
deniz, aynı deniz, ama sadece bir karmaşa bırakmış
çekilirken evine.
bir şey eksik, üzerinde yürüdüğümüz toprakta,
uzandığım yatakta,
kafamı koyduğum yastıkta
ve sen adını dahi geride bırakmadan gittiğin için,
uzak, isimsiz bir memleket gibi bu boşluk.
her şey ayaklanmış, şarkılar konuşuyor,
çember tamamlanmış, daralarak nokta halini almış,
yeni bir cümleyi çağırıyor.
bir şey olduğu belli.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
benim de söyleyeceklerim var!