nisanınonikisi2014
tüm yaşayanları kapsayan bir havuzda
yaşanmışlıklar ve yaşayanların karıştığı,
gerçeğin gökkubbe karartısında
bir tohum gibi düşüyor acı
yaratının rahmine,
herkes için ortak bir dil,
adının sesleriyle.
bir ordu toplanıyor şimdi.
soğuk, bedene bürünürken
hikayelerini anıyorlar
birbirlerini görmeden.
cehennemi ihtar etmeksizin,
cennete boyun eğmeksizin
yürüyor arafın incecik yolunda
kurşun askerler kadar hareket edebiliyor.
gözleri kör, elleri bağlı,
yürürken kendini inşa eden yolda
uyurgezerler
kendinden başkasını öldürmüyor zaman.
bir köprü bile inşa edilirken
uyanmıyor dilin, ses bürümüyor boşluğu,
çalışkan bedenler düşüyor bir bir
adını düşünürken.
doğruyu aramışların çığlıkları yükseliyor öteden,
"karanlığı aydınlat, ey efendi,
görmeden bilemeyiz sana geldiğimizi".
oysa kör olmanın ilk çaresizliği geçtiğinde,
artık ayakları kemiren yollar
ve üstünden geçilen kaygan bedenlere
değmez oluyor fikrin.
gökten dökülen tohumlar
bir bir yerleşiyor
anılardan damıtılmış acı.
gelmeyen ilk güne kadar
herkes için ortak bir dille
adını haykırıyor.
uzan onlara, adınla
ve itiraf et itirazlarını
ayrışırken bir bir
ses çıkarma,
seninki yaratmanın
onlarınki yaratılmanın acısında
ezilmekten ibaret.
tüm yaşayanları kapsayan bir havuzda
yaşanmışlıklar ve yaşayanların karıştığı,
gerçeğin gökkubbe karartısında
bir tohum gibi düşüyor acı
yaratının rahmine,
herkes için ortak bir dil,
adının sesleriyle.
bir ordu toplanıyor şimdi.
soğuk, bedene bürünürken
hikayelerini anıyorlar
birbirlerini görmeden.
cehennemi ihtar etmeksizin,
cennete boyun eğmeksizin
yürüyor arafın incecik yolunda
kurşun askerler kadar hareket edebiliyor.
gözleri kör, elleri bağlı,
yürürken kendini inşa eden yolda
uyurgezerler
kendinden başkasını öldürmüyor zaman.
bir köprü bile inşa edilirken
uyanmıyor dilin, ses bürümüyor boşluğu,
çalışkan bedenler düşüyor bir bir
adını düşünürken.
doğruyu aramışların çığlıkları yükseliyor öteden,
"karanlığı aydınlat, ey efendi,
görmeden bilemeyiz sana geldiğimizi".
oysa kör olmanın ilk çaresizliği geçtiğinde,
artık ayakları kemiren yollar
ve üstünden geçilen kaygan bedenlere
değmez oluyor fikrin.
gökten dökülen tohumlar
bir bir yerleşiyor
anılardan damıtılmış acı.
gelmeyen ilk güne kadar
herkes için ortak bir dille
adını haykırıyor.
uzan onlara, adınla
ve itiraf et itirazlarını
ayrışırken bir bir
ses çıkarma,
seninki yaratmanın
onlarınki yaratılmanın acısında
ezilmekten ibaret.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
benim de söyleyeceklerim var!