mayısınyirmisekizi2013
dans ederken dolunayın altında,
önce en küçükler düşerdi.
en sıcak da, en soğuk da
önce küçükleri yerdi.
bir an, kutlarken dönümü,
diğerinde yıkık dökük kaleler gibi
kalakalırdı, yüzyıllar tadında geçen
saniyeler boyu.
diyeceklerinin bir önemi yoktu,
hepsi önceden söylenmiş şeylerdi
ve onun dudaklarından dökülmesi
kimse için özellikle anlamlı olmayacaktı.
işte bunun gibi anlardı
ömrü kısaltan, sevgiyi dağlayan;
her şeyin anlamı olabilecekken
bir yarım gülüş,
bir anlamama,
bir yalnız kalıştı.
'söylediklerinin üzerine böylesine
çökeceğini bilseydi ,
yine de söyler miydi?'
veyahut,
'aldıklarının ne götürdüğünü bilseydi,
yine de alır mıydı onları?'
bir bakış, bir dokunuşla
yaraların kabuk bağlayıp düştüğü
ve bir daha hatırlanmadığı zamanları
sadece yaşlılar biliyor artık.
biz, bambaşka bir zamanın çocukları,
dokunuşlarla en az bir kez parçalanmış kalplerimizle,
hep eksik, hep korku dolu geçiriyoruz
yazları da kışlar gibi.
onca söz, öylesine söylenmiş,
ağırlaştırıyor göz kapaklarını;
uyku tatlı geliyor,
çünkü yataktan başka her yer tehlikeli,
herkes, hiç olmadığı kadar, marazi artık sabahları.
kim yerleştiği kalbi yemiyor ki yavaşça?
yokmuş gibi yapmadan önce,
hepimizin bir ara var olduğunu kabul edecek miyiz
azıcık anlam katabilmek için geçmişe;
yoksa, yok sayarak yürümelere devam mı edeceğiz
kendimizden parçaları ardımıza sererek?
dans ederken dolunayın altında,
önce en küçükler düşerdi.
en sıcak da, en soğuk da
önce küçükleri yerdi.
bir an, kutlarken dönümü,
diğerinde yıkık dökük kaleler gibi
kalakalırdı, yüzyıllar tadında geçen
saniyeler boyu.
diyeceklerinin bir önemi yoktu,
hepsi önceden söylenmiş şeylerdi
ve onun dudaklarından dökülmesi
kimse için özellikle anlamlı olmayacaktı.
işte bunun gibi anlardı
ömrü kısaltan, sevgiyi dağlayan;
her şeyin anlamı olabilecekken
bir yarım gülüş,
bir anlamama,
bir yalnız kalıştı.
'söylediklerinin üzerine böylesine
çökeceğini bilseydi ,
yine de söyler miydi?'
veyahut,
'aldıklarının ne götürdüğünü bilseydi,
yine de alır mıydı onları?'
bir bakış, bir dokunuşla
yaraların kabuk bağlayıp düştüğü
ve bir daha hatırlanmadığı zamanları
sadece yaşlılar biliyor artık.
biz, bambaşka bir zamanın çocukları,
dokunuşlarla en az bir kez parçalanmış kalplerimizle,
hep eksik, hep korku dolu geçiriyoruz
yazları da kışlar gibi.
onca söz, öylesine söylenmiş,
ağırlaştırıyor göz kapaklarını;
uyku tatlı geliyor,
çünkü yataktan başka her yer tehlikeli,
herkes, hiç olmadığı kadar, marazi artık sabahları.
kim yerleştiği kalbi yemiyor ki yavaşça?
yokmuş gibi yapmadan önce,
hepimizin bir ara var olduğunu kabul edecek miyiz
azıcık anlam katabilmek için geçmişe;
yoksa, yok sayarak yürümelere devam mı edeceğiz
kendimizden parçaları ardımıza sererek?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
benim de söyleyeceklerim var!