22 Ağustos 2012 Çarşamba

gölgeli şiir

ağustosunyirmiikisi2012

bir gün işte otururken
gölgen çöktü ekranına
aklından neler geçtiği belirsiz kutunun
ve karanlığında kendimi gördüm,
çirkinliğine hayran gülümsedim.
yıllar üzerimizden kurutma kağıdı gibi
çekmiş güzel şeyleri, çekiyor da;
bir çiçeğin iki sayfa arasındaki kuruyuşu gibi
yıllara yayılarak mumyalanıyoruz
nefes diye kandırdıklarımızla.

başkasına yazılmış bir şiire bakıyorum,
başkasına adanmış bir çift gözle
yaşlanıyorum şehlalaşarak.
güzel olmadı böyle bu şarkı,
kimse duymasın, kimse görmesin;
sen bilme seni sevdiğimi
ya da bildiğini bilmeyeyim,
yeter ki toprağın bıraktığı çiçekler gibi kalmasın yürek.

geçen gün bir kayanın içinden fışkıran çiçekler gördüm.
geçen günden beri büyüyor aklımda yokluklar
ve küçülüyor tüm güzel şeyler.
nasıl bir ibadet, tanrısından ayrılamazsa,
nasıl bir sunak, adaksız kalamazsa
kendime anlatıyorum bazen
şehirlerin de terk edildiğini,
bazen şehirlerin de gömüldüğünü,
sunakların da mezarlıkları olduğunu.

bazı şeyler, yalnızlık gibi
rakı gibidir,
şişede durduğu gibi durmaz;
rüzgar olur, fırtına olur da
nerden geldiği belirsiz bir tokat gibi
yerleşir insanın içine.

adamlar küçülür, adamlar yaşlanır
geçmişte yaşamaktan.
sen sen ol, alamayacağını isteme,
bırakamayacağını bırakma,
olamayacağını olma.

bedenim tükendi de genç kaldı ruhum diye avunma başkasının gölgesinde.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

benim de söyleyeceklerim var!