ağustosunonu2012
aşıktı ateşin pırıltısına,
sarı ve kırmızının elle tutulamaz dansına.
kanatlarını yakacak olur
ama o kaçmazdı.
bilirdi, ateşle oyun olmayacağını,
söylemişti yaşlılar;
fakat o farklıydı:
o ateşin oyunu,
ateş onun oyuncusudu.
kaldı ki oynamak için yaşıyordu,
yaşamak için değil,
görmek için değil,
ateşle dans etmek için.
herkes er ya da geç
yanacağını düşünürken,
dalga geçer gibi herkesle
yaklaşıyordu sıcaklığına.
kısa bir ömrün
en güzel zamanları
oyunlarıyla geçiyordu.
o gün uyandığında
her zamanki gibi hızla
ateşe uçtu;
ama ateş,
geride bıraktığı küller altında kaybolmuş,
sanki sonunda
kendi kendini yakmıştı.
geride kalan izi
şunu söylüyordu:
seni bu şekilde bırakıp
budalaların kralı ilan ediyorum;
benden kurtulabilirsin,
ama izimi daima taşıyacaksın.
hangi izden bahsediyordu ateş
bilmeden geçirdi günlerini;
başka ışıklar da vardı,
yuvarlak ve parlak
ama hiçbiri yeterince sıcak,
yeterince kıvrak değildi.
iz, belki de böyle bir şeydi,
bir söz, bir fikir
ve aklına yerleştiğinde
orayı asla terk etmeyen bir rüya.
bir iz, yerleştiğinde,
başka bir iz yerini alana kadar
terk etmez
ve çoğu zaman bir gece kelebeği için
bir iz, ilk ve son izdir.
bunu anladıktan sonra,
zihnindeki iz, keder olarak yansıdı
kanatlarına
ve o bildik hikayeyi anlattı son günlerine kadar:
"ateşle oyun olmaz"
aşıktı ateşin pırıltısına,
sarı ve kırmızının elle tutulamaz dansına.
kanatlarını yakacak olur
ama o kaçmazdı.
bilirdi, ateşle oyun olmayacağını,
söylemişti yaşlılar;
fakat o farklıydı:
o ateşin oyunu,
ateş onun oyuncusudu.
kaldı ki oynamak için yaşıyordu,
yaşamak için değil,
görmek için değil,
ateşle dans etmek için.
herkes er ya da geç
yanacağını düşünürken,
dalga geçer gibi herkesle
yaklaşıyordu sıcaklığına.
kısa bir ömrün
en güzel zamanları
oyunlarıyla geçiyordu.
o gün uyandığında
her zamanki gibi hızla
ateşe uçtu;
ama ateş,
geride bıraktığı küller altında kaybolmuş,
sanki sonunda
kendi kendini yakmıştı.
geride kalan izi
şunu söylüyordu:
seni bu şekilde bırakıp
budalaların kralı ilan ediyorum;
benden kurtulabilirsin,
ama izimi daima taşıyacaksın.
hangi izden bahsediyordu ateş
bilmeden geçirdi günlerini;
başka ışıklar da vardı,
yuvarlak ve parlak
ama hiçbiri yeterince sıcak,
yeterince kıvrak değildi.
iz, belki de böyle bir şeydi,
bir söz, bir fikir
ve aklına yerleştiğinde
orayı asla terk etmeyen bir rüya.
bir iz, yerleştiğinde,
başka bir iz yerini alana kadar
terk etmez
ve çoğu zaman bir gece kelebeği için
bir iz, ilk ve son izdir.
bunu anladıktan sonra,
zihnindeki iz, keder olarak yansıdı
kanatlarına
ve o bildik hikayeyi anlattı son günlerine kadar:
"ateşle oyun olmaz"
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
benim de söyleyeceklerim var!