31 Temmuz 2012 Salı

yıkım

temmuzunotuzbiri2012

kaybedecek hiçbir şeyin kalmadığında;
kaybol, yoldan çık
ve yüzünde bir gülümseme ile
ardında bıraktığın yıkıma bak;
hayat hala devam ediyor,
hayat hep devam eder,
sen ona dokunmasan da.

bir erkek, kendi yıkımından
ancak bir kadının yıkımına sığınarak
kaçabilir;
ya yıkımını seçeceksin
ya da içine sığındığın bedeni
terk etmenin hayaliyle yürüyeceksin.

zaten hayat hep böyle devam eder.

30 Temmuz 2012 Pazartesi

heyhatlı şiir

temmuzunotuzu2012

ben bu kadar özlensem,
bu kadar sevilsem
her nefeste biraz utanır,
her adımda sana yaklaşırdım.
lakin sen olsam
ne ben kadar çok sever
ne yolumda yürürdüm.

bu yüzden kızamam sana,
ben de bilirim 'ben'in ne olduğunu.

heyhat hayat,
heyhat!

29 Temmuz 2012 Pazar

en güzeli düşüncelerin

temmuzunyirmidokuzu2012

saf bir zihinden 
zarif ellere doğru azalmayı
ve bitmeyi görmüş çocuk.
sevmeye doğan,
sevmeye ölen;
düşünden düşmüş bir düşünce ile
özgürlüğün içinden çıkarak
bir kadına ait olmaya adanmak.
bir erkeğin verebileceği buydu;
gurura dair şeylerin en güzeli,
en güzeli düşüncelerin, olmaların.

ölü toprağı

temmuzunyirmidokuzu2012

ışık başka dünyalardan,
başka göklerden gelsin
ve altında kaybolalım baharın.


geçse şu günler,
gelse artık mevsimin;
bir şeyler değişecek 
ve taptaze çocukları gibi
yükseleceğiz topraktan yeni göğe.


bir zaman var 
dayanmak gereken;
bir hayal var
ciğerleri dolduracak
saf inanç halinde.

sensiz, topal, çolak, kör ve sağırken
nasıl bileceğim geldiği,
nasıl sevdirecek çirkin çocuklar kendilerini?

sen gel de,
ben bilmeyeyim;
ya da dokun,
terk etsin ölü toprağı
şu hikayeyi.

başka bir şey istemem zaten.

28 Temmuz 2012 Cumartesi

bulmalar

temmuzunyirmisekizi2012

bir sesti aradığımız,
bir yön
ve bunu yapabilecek bir kişi.

anlat bana
ve geçir kapından içeri istedim.
saçlarınla sar beni,
sessizlikle ama parlak çağır;
aklını yitir istedim.

bir eli tutmak
bir eli var etmekten
daha zor bazen.

gözlerindeki denizle
çağır beni;
suyun sesi ol,
yeter ki kaybolayım sende.

27 Temmuz 2012 Cuma

görmek

temmuzunyirmiyedisi2012

her şey seni görmek için.

senin bilmediğin, görmediğin
ve hatta duymadığın
dağlar, denizler ve yollar oluyorum.
etrafındaki küçük canlılar,
yatağının altındaki canavar,
aynanın karanlık tarafında yaşıyorum.

beni görmek gibi değil seni görmek,
görmelerin en güzeli.
hatta salt, duru ve sakin güzellik.

seni görmek için her şey.

26 Temmuz 2012 Perşembe

agnus dei

temmuzunyirmibeşi2012

peşinden yürüyoruz,
bazen koşuyoruz
gökteki gölgenin altında,
peşinin neresi olduğunu bilmeden,
anlamadan.

bir tasarım harikası
vicdanlarımızı
ellerimizde renkli balonlar halinde taşıyarak
seni var ediyoruz.

ışık,
ışıktan fazlasıdır
ve renkli balonlar
bir çocuğun rüyasından ibaret değildir bazen;
yüzü olmayan bir hayal,
ortak bir anı
ve koruyucunun bir parçasına dahi
duyulan sevgi.

kör bebekler gibi
tutunmaya çalışıyoruz
yüzünü bilmediğimiz annenin
göğsüne.

azabından korkarak yürüyeceğime,
azabım olur, izlerim sana aşık çocuklarını.
senden gizli, ellerimle büyütür sevgimi,
yalnız gölgende körken
renkli balonlarla yükselir, bulurum seni;
kaybolurum sende.

25 Temmuz 2012 Çarşamba

sana dair bir şey

temmuzunyirmidördü2012

bugün, hiçbir neden yokken,
seni düşündüm.

bir sürü boşluk fark ettim hikayede
ve şaşırdım;
insan bu kadar çok sevdiği anıları
nasıl bu kadar çabuk yitirir,
anlayamadım.

korktum önce,
sana dair şeyleri unutmaktan;
sonra belki de hatırlamam gereken
tek şeyi anımsadım:
mezarları ölüler kazmaz,
ölüler kendilerini gömemez.

zaman, örtüyor üstünü artık;
bize dair şeylerin gecesi gelmiş
ve sen uyandırmamışsın beni kabustan.

şimdi, artık ne kadar önemi kaldığını bilmeksizin
daha canlı tutuyorum
şarlatan sevgileri
sözler halinde;
belki bir gün
karanlık odandan çıkarsın diye.

24 Temmuz 2012 Salı

Cloudy Now'a saygı kuşağı

Ne güzel şarkısın sen "Cloudy Now".




çağrı

temmuzunyirmiüçü2012


elde edebileceğimiz tek krallık
boşa geçmiş zamanda
harcanmış yüzler ve günahlardan ibaret.
sevgiyi ararken verdiğimiz kurbanlar, 
görece mutluluklar için 
sıralanmış uyurken
hangi barış bu aradığımız?
geç değil mi
tertemiz bir aşık,
şüphesiz bir inanç
ve sonsuz sevgi için?

umutlar kırıldığında,
bir şarkı söyler,
hiçbir şeyin düzelmeyeceğine
bir kez daha inanır o;
görece barış için
biraz daha feda eder kendinden.

boşlukla inşa edilmiş tahtımdayım,
dinle bak, hiçbir şey kalmayacak geriye.
görmeye bakmazsan, görmeyeceksin
ve devam edecek hayatın,
oysa her şey boşluğa doğar,
her fikir, heyecan, sevgi
boşluk kadar dolar.

gülümseyişini görmeye can atacak kadar
hayat var hala dünyamda.
tut elimi, eskimeyen bir inançla;
yürünecek çok yol,
mütevazi rüyaları
anılara çevirecek 
çok zaman var
ikimiz için.

22 Temmuz 2012 Pazar

çıkmayan sözler/bir ihtimal

temmuzunyirmiikisi2012

sana bir şey söyleyecek olduğumda,
hangi söz çıksa ağzımdan
çocukça bir yakarış olacak
diye korkuyorum bazen.

her söz ile
biraz daha kanına karışmanın rüyasından,
bir söz ile
toprağa karışma kabuslarına geçiyorum
seni izlerken.

oysa belki
gözlerindeki cennetin
hizmetkarı olacakken,
düşüyor sözlerim birer birer
korkuyla karanlık savaşımda.

yaşlı bir adamın
şarkısını duyuyorum,
uzun bir yol boyunca
elini tuttuğu kadın hakkındaki;
gözlerim kapalı,
hayalim yaşlanıyor

her şey hala güzel,
sen hala güzelsin.

kapıyı arala ve söndür tüm ışıkları.
dökülsün tüm sözler
serbestçe düşen taşlar
fırtınaya kapılmış yapraklar gibi,
ve bahçe ile melek kavuşsun
bir ihtimal. 

19 Temmuz 2012 Perşembe

boğazkesen

temmuzunondokuzu2012

kendi boğazkesenlerimi andım
boğazkeseni görünce.
bazen yapan,
maruz kalandan mağdurdur ya;
öyle baktı boğazkesen,
suçlayamadım.

böyle bir bakış aradım
kendi boğazkesenlerimden,
göremedim.

suçlamak meziyet değil zaten,
açtım kanatlarımı,
savruldum rüzgarda,
unuttum.

18 Temmuz 2012 Çarşamba

kıskanç şiir

temmuzunonsekizi2012

bazen su kuşu kıskanır
sırf gök onu sarıp sarmaladığı için
ve bazen kahramanlar masalları kıskanır
çocuklar yalnız onlara dokunduğu için.

bazen, sevgili,
unutuyorum kim olduğunu,
kim olduğumu
ve kıskanıyorum
ayağının altına serilen,
neşe içinde yürüdüğün yolları.

elini kutsal bir kitap gibi tutacakken,
bir başkasının gölgesinde
serbestçe savruluşunu izliyorum saçlarının.

işte o zaman,
gökteki kuş da
mutlu sonlu bir masalın kahramanı da,
eğiliyor mütevazi özlemimin önünde;
sana dair bir hikayesi olan
her küçük varlık
bir parça hüzün olarak
yer ediyor içimde.

sen onları dinledikçe,
sanki ben konuşuyorum;
sen konuştukça,
onlar oluyorum.

hiçbir şeye sahip olmadan
her şeyin ortak olduğu
bir dünya düşünüyorum;
suyun gökten,
kahramanın masaldan
ayrılamadığı.

tek eksik, eksik parçam.

15 Temmuz 2012 Pazar

heyecana çağrı

temmuzunonbeşi2012

bir tutam heyecan,
bir kadeh heyecan;
heyecan tutacaktı bir arada bizi.

hissedemedim.

sözlere hissettiğim heyecan,
neredesin?

14 Temmuz 2012 Cumartesi

eksik şiir

temmuzunondördü2012

bir şeyler eksikti
ama doldurmaya cesaret etmek zordu.
bir şeyler daima eksikti
ve eksik sadece büyüyordu.

bir kalp kaç taşla dolar ki?
bir şişeye kaç fasulye sığar?

içindeki boşluğa sığındı adam
ve burada yalnız kalmayı seçti;
artık dolabilecek kadar küçük değildi eksik.

hem bir insan,
kaç insanla dolar ki?

12 Temmuz 2012 Perşembe

bir kelebek hikayesi

temmuzunonikisi2012

'sakin ol ve devam et' diyorlardı kelebeklere.
uzun bir gök boyunca ağaçlar gezeceklerdi
ve ömür, hızlı biten bir haldi onlar için.

yavaşça süzüldü sürü yeni dünyaya doğru
kutsal alametler gibi
şehirlere kurbanlar bırakarak ilerlediler.

tüm canlılar onları izlerken
kırılgan bir ordu gibi renk taşıdılar
bir avuç dolusu cennet için.

herkes sakindi ve geceler boyunca devam etmişti,
eski tanrılar ve yenilerinin himayesinde
şikayet etmediler yeniden doğmak için bekledikleri yolculuktan

sonsuz yeşile vardıklarında;
her şeyi duyan ve hisseden annelerine hikayelerini anlatıp
huzur içinde en güzel renkleriyle son kez açtılar kanatlarını.

uykuya dalarken, anne şöyle dedi: 'cennet, hayat sayesinde var;
bu yüzden sakin olun ve devam edin meleklerim,
sizden yansıyanlar hayat, bense sizlerin yansımasıyım'.



11 Temmuz 2012 Çarşamba

limon ağacı olmalı şiir

temmuzunonbiri2012

kum tepesinin ardında
denizi ararken
bir rüzgar çağırır
denizden uzaklara iterek onu.

bilir o, çünkü dinlemiştir benden
rüzgarın denizden geldiğini;
fakat hatırlamaz, hikayeyi.
uçan ve üzerine savrulan
her şey gibi
kum da korkutur onu yürürken.

özlerim, bana doğru yürüdüğü günleri,
rüzgarın savurduğu saçları
ikimizi de sarmalarken
sırf oradayım diye gözleri açışını.

kimisi hikaye yazarken
diğerleri onları bekler
ve kimisi bir anı
dondurmak istediğinden
avcı bir kuş gibi pençelerini
her daim biler.

ayaklarımdan bağlanmak istiyorum
rüzgarın savuşturduğu kumun içine
ve sıcaklarda
altında saklanacağın
bir ağaç olarak
sürmek istiyorum hükümdarlığımı.

eski dostum, elinde çiçeğin,
dallarımda seninle alay edercesine açan
limonlarımla;
başka bir erkeğin elini tutmanı izleyeceğim
ve artık denizi görmekten korkmadığın gün
gölgemi bırakıp
düşeceğim.

10 Temmuz 2012 Salı

gitmek için yazı bekleyenler

temmuzunonu2012

birer sıradanlık abidesi olarak
yürüyoruz sokakları.
izlediğimiz resimler,
gördüğümüz kadın ve erkekler
hep birlikte koşuyorlar
betonarme hayatlarında.

isimleri olmayan çocuklar var,
çocukları olmayan isimler;
elimde birkaç kitap,
biraz müzik
ışığa yürümek istiyorum
insanları gördükçe.

hayat yokmuş gibi
konuşacak insanlar vardır elbet;
sanki sadece müzik varmış
sanki hep müzik var olmuş gibi
huzur içinde konuşacak
kadınlar ve erkekler.

eğer bu şehirden
güneye doğru hep yürürsem
tek başıma,
huzura erer miyim ansızın?
denizlerin bitiştiği yerde
huzur var mıdır benim için?

bir insana,
'sen' diye hitap etmeye başladığında
olanca ağırlığıyla çöküyor üstüne
istemediğin bir hayatın kara bulutları.
kimseyi incitmeden
yürüyüp geçmek var içimde.

uzaklar beni çağırıyor.
deniz bile
çirkin oğlunu özlemiş,
gel artık diyor.

tutkuyla akıyor içime rüyalardan
bir babanın çağrısı;
yorgun bir halef gibi
eve dönmek istiyorum artık.

bir hayaletin hayali gibi geçen zaman,
artık kendi celladım yapmadan beni;
denizlerin birleştiği yere gitmek istiyorum.

kimsesiz, yalın, salt ben olarak.

4 Temmuz 2012 Çarşamba

dirilmek, yeniden doğmak değildir; bu bir diriliş

bir süre önce her şeyi sıfırlayıp yeniden başladım ve herhangi bir şeyi ilk kez öğrenen her canlı gibi düşüp kalktım bir süre. şimdi arkamda bir şeyler bırakarak, anıları nazikçe bir kutuya yerleştirdim ve yeni şeyleri görmek için can atar bir halde yeniden merahaba diyorum her şeye.

fakat bence kişi şunu anlamalıdır: dirilmek, yeniden doğmaktan farklıdır. bir gece önce olanların ağırlığını göğsünden alır uyku, fakat sırtındaki yükü değiştirmez insanın; sıfırlayamadığımız, geri alamadığımız şeylerle yürümeyi kabul etmek dirilişin bir parçası olmadıkça yürüyen insan değil, yol olur. bu yüzden okuyacağınız şeyler yolun methiyesi değil, yaşamanın olmalı burada - en azından öyle bir niyetim var şimdilik.

hikayem bir dirilişle başlasın yeniden; ölmekten değil, dirilememekten korkan bir adamın hikayesi olarak anılsın.

ben, tam olamayan adam; ne tam bir aşık, ne tam bir şair, ne de tam bir avukat olabileceğimin bilincinde, bir kitap kapağı altında sunmanın rüyasını bir kenara bırakıp ortaya döktüğüm iyi ve kötülerimle bir kutunun içinden gözlerimi buradan size dikeceğim.

tüm düşünceler kuş uykusunda gelir; ben de öyle geldim bir yaz gününde, bir öğle vaktinde.

temmuzundördü2012