27 Ekim 2013 Pazar

tercih

ekiminyirmialtısı2013

Şekletmek, şekil vermek,
neye vereceğiz,
sevgiye mi aramızdaki,
sen uzaklarda bambaşka yerlere evrilirlen?
anladığımız anlamda granitler mi şekil verdiklerimiz,
yoksa yol olmuş başka taşlar mı?

kayıp kırgınlıklar, kayboluyor,
düşünsene kaç yıl,
kaç çizik attık taştan duvarlara;
sınır çizmek için,
yaşadıklarımızı izleyeceğiz tiyatrolarda;
sana güleceğiz,
hoyratlığına
ve buna gülen suratıma.

bir an aklıma geldi,
senin umurunda değildi,
senin oynadığın oyunlar dışında
onun hissettikleri, bunun hissettikleri.

unutmak, senle ilgili şeyleri
ve devam etmek yaşamaklara, çirkin.
ama sen,
alıştığın duvarların ardına saklanarak
itiyorsun beni;
önünde diz çöken adamı.

hayat, anlayamadığımız,
anlatamayacağımız kadar kırgınlıklarla dolu;
eksin misin, eksilecek misin,
bilmiyorum;
ama senin tercihin, tercih hep senin.

22 Ekim 2013 Salı

öğreti

ekiminyirmiikisi2013

sessizliğin öğrettikleri
bir adamın sözlerinden dökülürken,
öğrendiklerinin sessizlikten gelmediğini duydum.
bir yanda sessizliği tuttuğu eli,
öte yanda bir ormanın yalnızlığı
korku muydu onu kendinden uzaklaştıran?

sonra karanlığın öğrettikleri 
döküldü bir bir önüme;
nereye çıktığı belirsiz bir yol,
karanlığın sessizce konuştuğu bir dil yoksa;
nerede, nasıl öğrenebilir ki insan karanlıktan?

düşünme artık, düşündükçe saplanacaksın
bu dünyanın ciğerine.
senin yerin gökte, 
sana doğru bakan senin gözlerinde.
yüksel artık kendinden öteye.

bir adım atmak için 
sessizliği gör, karanlığı dinle.
konuşma onlarla;
sen çırpındıkça konuşmaya
hantallaşıyor kanatların,
bedenine saplanıyorsun.

gökten gelecek tanrıları bekleme,
onların yanına çık.
rekabet etmeksizin, barış içinde,
geldiğini bilecekler, korkma;
onlar biliyor ya, 
evlerinin bir taşısın sen.


24 Eylül 2013 Salı

sen git bence

eylülünyirmidördü2013

bulandık, birlikte,
nereye düştüğünü bilmeksizin.
bir tebessümdü
birbirimizi kurtaracak,
bir an önemsememek
gerçekte olanı, olabileceği.

biraz sükunet,
ölümlülüğü unutmaktı.
çünkü sevgi ölümsüzdü.

bulandık, birlikte,
yalnızlığa,
ne kadar sürecek bilmeksizin.
ve şimdi, dakikalar günlere uzarken,
hiçbir zafer ya da şerefli mağlubiyet
sarılmaktan güzel değil.

'yalnız kalmak istersen anlarım.'
'sen git bence.'

oysa sensiz kalacağıma,
dilim kopaydı bazen her şey.

18 Eylül 2013 Çarşamba

sükun

eylülünondokuzu2013

dokunulmaz iddeallerin kölesiydi.
yıllara meydan okuyor
eksiklerinde yaşıyordu.
mutsuzsuzluğun kökü yoktu onun için,
mutluluğun da;
hiçbir yere bağlanmıyordu ayakları.

daha iyinin kölesi,
bir adım geride kalmanın karabasanı,
koşmaktan başka bir şey bilmiyordu.
zamanı geldiğinde,
saplanmaktan korkuyordu
o an durduğu yere.

bir de, elinde tuttuğuna inanamayan vardı.
elindeki kum tanesi bile olsa
salt elinde olduğu için
ona bağlanan başka bir köle.
karşılıklı atardı kalpleri,
birbirlerini düşündükçe hızlanırdı.

neden, neden böyle hissetmeliyiz,
bu adını söyleyemediğimiz şeyleri yaşarken,
böylesine uzak, böylesine soğuk şehirlerde
ciğerlerimizi yakan soğuklar içinde
nasıl, nasıl sulh içinde uyuyabiliriz?

'pencereleri kaldırdım, kaldırdım güneşi,
sükunet nefes alıyorum,
yiyor, içiyorum.
sükunet sulh demek değil,
ama bana yeter'.

9 Eylül 2013 Pazartesi

perdeler

eylülündokuzu2013

bazen, incecik bir perde
olup biteni saklar.
ben, sana, işte o perdeleri kaldırarak geldim.
çünkü zaman ağır ağır öğretiyor ki,
yıkılmaz bir kaleye dönüşse de
o perdelerin ardında yaşamak korkusuzca;
her şeyi yıkıp baştan kurmanın
heyecan dolu korkusunu duyana kadar
hep dimdik, hep eksik kalıyor.

korkacaksın, adamsan,
korka korka seveceksin;
sevilmemekten başka da korkun olmayacak.

bu yüzden, sevgilim,
elimde ne var ne yok,
sen gelmeden yaktım.
senin doğduğun bozkırdan bile çıplak,
sana geldim.
başka nasıl severdim,
başka sevebilmiş miyim, bilmem.

perdeler çekile etrafımıza.

4 Eylül 2013 Çarşamba

modern hayalet

eylülündördü2013

damarlarında bir delinin anıları;
bu şekle şemale sokulmuş,
oyuncularının kendi adlarıyla oynadığı oyunlara yaban,
rüsva bir oyunun parçası olmadan
içinden geçmeye çalışıyor.

çalışmak neresinde bunun?

bir büyümek ki bu, istemediği,
erişemeyeceği, erişmek istemeyeceği.
neden onca insan perişan bu uğurda, belirsiz.
herkes parlak, herkes kahraman, herkes önder.

bir dünya ki,
damarlarında yalnızlık akıyor.
deli acımıyor, hayıflanmıyor
oysa oyun acıtarak derinleşiyor,
hayıflanarak kazanıyor.

olsun, kapıyı açarken ağırlığında yorulmaktır zaten hayat.
ha güzel bir maske takarak gezmiş
ha çırılçıplak bu hayalet.
onlar tavşanlarla oynarken
kaçacak deliği yok sanırlar
koca kulaklarını sığdıracak;
oysa tavşanlar önce yaralarını saracak
bir yuva inşaa ederler,
sonra oyun oynarlar.


20 Ağustos 2013 Salı

mahpus

ağustosunyirmisi2013

hiç ölmemekti aradığımız da,
yetmezdi insan ellerimiz, kalplerimiz bize.
bir hayattan diğerine geçecekken birimiz,
okun yaydan koparken çıkardığı uğultu senin,
yayın tok sesli feryadı benimkiydi.
gece hiç bitmesin istemekti sevmek,
uykuların fedasıydı da aynı zamanda;
ama muhakkak yenik düşülürdü her gece,
nefeslerin sesleri birbirine karışırken.
hiç yaşamamaktı aradığım bazen,
bir zamanda kapana kısılmak.
bitmek bilmez ömürler boyu
aklımdan dilime geçerken kaybolan  methiyelerin
çocuksu utangaçlığıyla
bize mahkum olmak.