18 Nisan 2013 Perşembe

yeni insan vahşeti

nisanınonsekizi2013

paçalarımdan yakalandım bir dünyaya,
saplandım, işkencelerden birine.
etrafıma baktım, nasıl çıkarım buradan diye;
ama kaçış yok, kaçış yok insan soğukluğundan,
insan merhametsizliğinin vücut bulduğu
bu yüksek ve soğuk binalardan.

var olmak, savaş sebebi,
nefes almak, savaş.

her şey savaş, herkes asker
ihanetin karanlık çağında
ekranların karşısında
birbirinin sırtında bıçaklarla yürüyor insanlar.

nasıl alışır insan,
nasıl alışır bu vahşete? 

16 Nisan 2013 Salı

1 oda 1 salon yeni dünya

nisanınonaltısı2013

her şey, tüm gördüklerin,
tek ve hür olmayı öğretmek için sana.
oysa sen, kalbini bölüp,
bir tarafını siyaha, 
diğerini kırmızıya buluyorsun inatla.

yere düşer düşmez,
ağrı içinde, 'nerede ağlar - 
hani bir yaprak gibi,
yumuşacık inecektik yere?'
diye soruyorsun.

bir bilmecenin parçası gördüklerin.
tüm bu gördüklerin, sana 
kırmızıyı siyahın içine yedirmen için.
tek ve hür olmayı öğrenmek,
hayatta kalmanın en yeni yolu.

ya bunu öğrenirsin
ya da kısa bir şaka olarak kalır,
kişisel auto-da-fé'nde,
hayatın engizisyonu eliyle yanarsın
çocukların gözü önünde.

sen kabul etsen de, etmesen de,
dünya, eskisinden daha çok, daha fazla tek kişilik artık.

13 Nisan 2013 Cumartesi

odise

nisanınonüçü2013

taşıyorum kalbini, gittiğim her yerde,
yaptığım her işte, taşıdığım her taşta.
benimle geliyorsun cehennemlere.
küçülüyor gezdiğimiz dünyalar beraberken;
her yer daralıyor, az geliyor boşluklar.
senle dolduruyorum evreni,
güneş bile sessiz, izliyor seni, mütevazi.

sonra kalbini getiriyorum sana, geceleri;
bir mabet gibi, yavaşça yerleştiriyorum yerine,
soğuk, sıcak oluyor; kış, yaz,
büyüyoruz beraber, büyüleniyoruz.

sen ne yapıyorsun kalbimle tüm gün, bilmiyorum,
ama gelmiyor dönesi geceleri bana,
ondan, bu deli gibi çarpışı, çırpınması;
yeniden senin olmaya özlemi.
ondan, bu ellerin yerinde duramaması;
yeniden dokunabilmek için kalbine.

bir an, uykuya düşüyorum,
özlüyorum, bambaşka dünyalarda kalbini.
sonra yine benim kalbin,
sonra yine senin kalbim.

11 Nisan 2013 Perşembe

değişmez

nisanınonbiri2013

bir aşık bekliyor duvarın önünde
ölüm mangası silahlarını kuşanırken.
korkmuyor, başında günahların haresi,
geleceği görmektense
geçmişe gömülmeye hazır.

sırtı yaslanmış duvara,
son bir dua niyetine
sigarası bitene kadar
düşünüyor, yarım yamalak yaşadığı her şeyi
tek tek, en ince ayrıntısıyla.
annesi, kardeşi ve bir zamanlar sevdiği kadınlar
bir gemi güvertesinde terk ederken dünyasını
bekliyor valkürlerin gelmesini.

dünyaları yaran bir gürültü ile
dumanlar yükseldiğinde silahlardan;

büyük bir ürperti yayılıyor
dünyanın yüzünde,
yükseliyor göğe doğru siyah kuşlar.
kanatları güneşi kaparken
ne valkürler geliyor onu almaya
ne kudüs baştan kuruluyor;
aşık düşüyor,
binlerce benzer hikayenin dipsiz kuyusuna.

bir an için dahi özel sanmak.
bir an için değişmez olmak, imkansız.

8 Nisan 2013 Pazartesi

yağmur şiiri

nisanınsekizi2013

camları açtım yağmuru duyunca.
çok uzaklardan getirsin odama
sevdiklerimi, özlediklerimi, ölülerimi diye.

içeri doldu gök,
usul usul yükseldi odamın zemininden.
boğdu beni bir rüyada.

asırlardır yağmur bekleyen topraklar gibi
bıraktım kendimi, kayboldum bir selde.

ve o sel, taşıdı beni sana.
hiç yokken yürekte yer,
önce soydu beni yüklerimden,
sonra damla damla
dokundu sana.

gök, içimde bir yer açtı önce sevmeye,
sonra terk etti toprağa.
tüm ağaçlar,
bir yudum içerken sevgimden,
yeşilde yeşermeye gülümsedim,
içim huzur dolu,
kapadım gözlerimi
tüm sevdiklerim, özlediklerim, ölülerim ile
daha güzel olmaya.


6 Nisan 2013 Cumartesi

bu dünyaya dair

nisanınaltısı2013

eğer bir alıp veremediği olaydı gökle yerin,
birbirine çarpar dururdu
savaşa sürüklenmiş bedenler gibi;
kaybetmenin şarkısı kulaklarında,
bir piyanodan açılan
eksik sesler halinde.

sev yeniden sevebilirken,
saklan bedeninin ardına
ve oradan saç ışığını;
bu dünyadan alabileceklerin
yalnızca verebileceklerin kadar.

ama eğer,
bir alıp veremediği varsa gökle yerin,
zaten savaşın ortasında kalmış çocuklar gibi
doğmadan ölecek nefeslerin
ve onları ikişer ikişer sayacak
çatık kaşlı adamlar,
peşlerinden getirdikleri savaş naralarıyla.

sen varken sevdiysen, varsın.
var olmak, ne zaman sadece ete bürünmek olmuş ki?
sevmediysen,
kim olursan ol, en iyi ihtimalle kayıpsın.
yedi düvelin savaşı olsa,
sen hepsinin başında da olsan;
savaşın tüm çocukları gibi
sen zaten ölüsün.

4 Nisan 2013 Perşembe

nereye?

nisanındördü2013

yavaşça aralıyor perdeyi
ve düşmeye başlıyor tüm çocuklar,
küçücük elleri başka elleri tutuyor diye.

kalbi büyüyor ayın,
koparıldığı yerde, her gün.
sözler, sözleri dindirmiyor yağmurunu.

göğsünde bir ağırlık,
elinde bir bavul,
içinde büyüyen her şeyi yerleştirdiği.
yolculuk nereye diye soruyor herkes,
bilmiyor, bilmiyor anlatacak hikaye,
unutmuş herkesi
yürüyor durduğu yerde.

uzaklar çağırıyor,
gölgesi süslüyor her yeri gecenin.
nasıl yüzülür karanlık bastığında.
yön dediğin nedir ki?

doğarken ya da ölürken
ne bırakır insan geride?
ya da sadece yürürken?

tüm çocuklar aynı masalları dinledi.
şimdi birbirlerinin gözlerinin içine bakıyorlar.
koşacak yer yok bu sıkışıklıkta.

büyük bir boşluğa boyanmış bir evde
yaşayan çocuklarız biz.
baktığımız her yer, hiçbir yer,
sevdiğimiz kim ise, yok aslında.

nereye yürürsün hiç ışık yoksa?
nereye kadar yürürsün, inançla?