şubatındokuzu2016
ellerim açık, göğe selam duruyorum.
ayaklarım çıplak, yere selam duruyorum.
içimden geçenler çarpıyor oraya buraya
izler bırakıyor,
bu yüzden hareket etmiyorum.
ben yıkımım, sadece durduğum yeri yıkıyorum.
sevdiğim yeşil ve maviyi anıyorum gözlerim kapalı.
içimde hala senin tüm renkler,
bense az sonra solup gidecek bir gelincik
zamanımı dolduruyorum.
bitmek bilmez zamanlardır bekliyorum
soruları, cevaplarını.
usulca sokuluyoruz birbirimize tüm çiçekler
yüzlerimize çarpan rüzgara muhalefet.
ne zamandır buradayım,
kimin nesiyim bilmeksizin koşuyordum bir vakit.
ilk çemberi tamamladığımda fark ettim
ardımda bıraktığım yıkımı.
tökezledim önce,
kendimi gömmeye kalktım da
reddetti toprak nefsimi.
o vakit dikilmeye başladım kimseye sormadan,
kendi başıma.
önce arkadaşlarım düşmeye başladı, tutamadım;
nereye gittiklerini soramadan uğurladım onları.
düştükleri yere saplanmaya başladı ayaklarım.
sonra ellerim, kollarım kalakaldı öylece,
hareket edemez oldum.
göğsüme yerleşenleri hissedince ayıldım;
ben, dik durmaktan yorgun düşmüş meşe,
oldum olası yerimde duruyorum,
görmüyorum, lakin hissediyorum, soğuğunu
etrafımda dönen yıkımın.
oysa içimde, her şey hala mavi ve yeşil,
bense kırmızı bir gelincik,
geçmişimi yaşadım, geleceğim belirsiz
boynumu sonsuza dek bükmeyi bekliyorum.
ellerim açık, göğe selam duruyorum.
ayaklarım çıplak, yere selam duruyorum.
içimden geçenler çarpıyor oraya buraya
izler bırakıyor,
bu yüzden hareket etmiyorum.
ben yıkımım, sadece durduğum yeri yıkıyorum.
sevdiğim yeşil ve maviyi anıyorum gözlerim kapalı.
içimde hala senin tüm renkler,
bense az sonra solup gidecek bir gelincik
zamanımı dolduruyorum.
bitmek bilmez zamanlardır bekliyorum
soruları, cevaplarını.
usulca sokuluyoruz birbirimize tüm çiçekler
yüzlerimize çarpan rüzgara muhalefet.
ne zamandır buradayım,
kimin nesiyim bilmeksizin koşuyordum bir vakit.
ilk çemberi tamamladığımda fark ettim
ardımda bıraktığım yıkımı.
tökezledim önce,
kendimi gömmeye kalktım da
reddetti toprak nefsimi.
o vakit dikilmeye başladım kimseye sormadan,
kendi başıma.
önce arkadaşlarım düşmeye başladı, tutamadım;
nereye gittiklerini soramadan uğurladım onları.
düştükleri yere saplanmaya başladı ayaklarım.
sonra ellerim, kollarım kalakaldı öylece,
hareket edemez oldum.
göğsüme yerleşenleri hissedince ayıldım;
ben, dik durmaktan yorgun düşmüş meşe,
oldum olası yerimde duruyorum,
görmüyorum, lakin hissediyorum, soğuğunu
etrafımda dönen yıkımın.
oysa içimde, her şey hala mavi ve yeşil,
bense kırmızı bir gelincik,
geçmişimi yaşadım, geleceğim belirsiz
boynumu sonsuza dek bükmeyi bekliyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
benim de söyleyeceklerim var!