17 Mart 2014 Pazartesi

ömürlük rüya

martınonyedisi2014

biz yaz günü rüyasına uyanmıştık
herkesle beraber
ve sokaklar tıklım tıklımdı.
kendimizde değildik
ama kendini hatırlayan var mıydı, bilemiyorum.

aklımdan geçenler, aklına bulaşırsa
ne yaparım diye korkarken,
aklından geçenler bulaştı kalbime
ve ne kadar yanlış bulsam da
atamadım senlenmiş kendimi uzaklara,
yürüdüm fikrinle.

sonra sen gittin, ben kaldım,
ya da ben gittim, sen kaldın.
fikrin eksildi zihnimden,
fikrin benim oldu değiştikçe
eskiyen şeyler gibi uzaklaştık sokaklardan, kapandık
herkes için inşa edilmiş cehennemimize.

sonra mevsim döndü, soğuklar geldi
ve yine derin bir uyku yorgunluğu çöktü gözlerimize.
fikirler yatıştı, sevdiklerim, başka diyarlara yollandı
uzaklardan yanar oldum halimize.
yükseklerden düşer gibi yitti heyecan,
kasvet yerleşti yataklarımıza.

hadi, bir şarkı mırıldan kulağıma,
fikrine müsaade etmesem de,
sız tüm hücrelerime,
kendinle değiştir beni
ve çocukların bile öldürüldüğü dünyamdan
kurtar beni kalbimle, özgürlük.
sinsice yerleş, sonra,
haykır varlığını içimizde,
her an, her mevsimde.
birilerinin daha dünyası yıkılmadan,
bul bizi en, en derin inlerimize.


3 Mart 2014 Pazartesi

peçeli bahar şarkısı

martıunüçü2014

peçeni kaldırıp, sana baktığımda,
keşke yakıverseydim peçeni diyorum;
ardından çıkarabilir miydim seni,
açığa çıkar mıydı yüzün öyle, bilmiyorum.
bulurdun yine bir gizem,
ardına yerleşeceğin bir perde.
sen, saklanmak için yaratılmış bir resim,
ben gözlerimin ardına saklanmış bir açlık;
bir ömürlük sürgün, peşinde geliyorum.

yabanı seninle anlatırım
uysalı seninle anlatırım;
gözyaşının adı senden gelir
neşenin adı gibi.

sen kaçarsın şerden,
biz şerin kalbini ararız,
peşinden gelmektense.

peçeni kaldırıp, sana bakabildiğimde,
iyi ki ellerim varmıyor yakmaya peçeni diyorum;
ardından çıkarabileydim seni
saklandığın bulutların,
ya şere dönseydi gözlerin?

sen benim kirli ellerimden uzak,
ancak koştuğun yolda, doğrusun.
ben, hep yolda oluşuna hayran
sana varamayışımla varım.

başka türlüsü mümkün değil,
olamazdı da, bahar şarkısı.

2 Mart 2014 Pazar

buhrevi

martınikisi2014

kendinden aradığı bir parça bulduğunda,
kusursuz, eksiksiz gözükür
evrenin tüm parçaları
ve onu tamamlamak için yaratıldığına inanır insan.
çünkü her şeyin ortasında
öyle ya da böyle bir sen varsın.

ve bazen bu parça
içinde kalan son iyiliğin yansımasıdır,
giderek küçülmüştür o zamanla,
attığın adımlar eşeler dört bir yanını
küçülürken güzel şeyler
yerini doyumsuzluk alır,
para, şehvet, zaman.

oysa derinlerde bir yerde,
insan, yalnızlığı için yaratılmadığını bilir
ve amansızca kaçar bundan;
yüzleri eskitir, kendini eskitir,
eskiyen şeyler arasında kaybolmaya başlar.
kendini kaybedersin ki
devam edebilesin
hoşuna gitmeyen şeylere katlanmaya.

mesela, kim dünyayı değiştirmek için geldiğini bilerek
geçirir ki çocukluğunu?
her çocuk dünyasının sürekli değişimine hapsolmamış mıdır
değiştiği yönden rahatsız olana kadar
ya da geriye dönüp baktığında
geçmişi çok uzak
ve bir sis perdesiyle peçelendiğini anlayana kadar?

elimde değil, o parça göremeyeceğim kadar küçüldü
ve yeniden şekillendiremiyorum,
kömürü elmas yapmak benim işim de değil zaten.
bir sarhoşluk, günübirlik yaşamak,
herkesten uzak, deliliklere maruz kalmadan,
yalınlığı sorgulayarak geçiyor günlerim,
memnun değilim bundan.

sense memleketlerce uzakta,
geriye dönüp baktığımda
en geri dönülmez hatalarımın
bir toplamı, anılarımdan kopuyorsun
kendi hayatının zorluklarına göğüs gererken.

nerdesin, kim o sevdiğin adam, bilmiyorum.
ama sevmenin memleketini sorduğumda
tüm göçmen kuşlar şehrini işaret ediyor.
ben, boğazımdan günah geçmezken sarhoş,
sen, bir cennetin peşinde,
gerçeklerden çok daha güzelsin şimdi.

ve elimde bir kum tanesi,
kendi iyiliğimi kaybetmemeye çalışıyorum.
başka bir hayat gelmiyor aklıma,
yazamıyorum, okuyamıyorum iblisin sözlerini
ama her zamankinden çok endişeyle
yürüyorum, her sabah sokaklarını, tanıştığımız şehrin.

bazen, biraz daha çocuk kalsaydım
seni kaybeder miydim diye düşünüyorum
çünkü bu büyümüş halimin tek yapabildiği
kuramayacağı ev için para biriktirmek galiba
oysa çocukluğumun deliliği affettirebilirdi kendini belki de.

bir duygudan ibaret değil iliklerime işlemiş
bu insanlığın çölü.
çoktan yeşermiş ve zihnimi kaplamış bir his.
bir sarmaşık gibi
dostane bir renge bürümüş kendini,
zehirliyor her gün anılarımı, inancımı.

bir şekilde uzağa yürümek gerek,
belki hiç bilmediğin, daha önce hiç olmadığın bir yere,
korkusuzca.

nasıl olacaksa artık...