kasımınonyedisi2013
yükler kaldırılıyor,
yollar açılıyor her gün.
altında eziliyor göğün dünya,
ormanlar paralanıyor
köklerini bırakıp.
bir tükenmenin hikayesi,
bir tüketmenin hikayesi insan olmak.
belki önceden anlamlıydı anlattıkları,
çocuklara yemek götürmek için sıraya dizilen kadınlar
ve bir fabrikada çalışan terli adamlar.
bugün, uzaklarda ölen çocuklar hakkında
vicdanlarını kapamış hepsi,
geride ne bıraktığımız
geride kalmadıkça
sıkmıyor canımızı.
geçmişten kalanlar
sönmeyen bir sigaranın rahatsızlığı gibi,
-tüketmek demişken, tam yerinde-
hep bekliyor bizi
çeşit çeşit yollar
ellerimize bulaşmış yükümlülükler.
hak, hukuk diye bağırıyorlar,
biliyorum hepsini, biliyorum ne anlama geliyor;
adalet diye bağıracakken
hak, haklar diye bastırıyoruz
bir alışkanlıkla.
özünde insan, eksik, kusurlu,
ama ne kadar güzel göğe ulaşan kulelerimiz,
dinlerken sağırlaşan kulaklarımız
ve bu artık görmek bilmez gözlerimiz.
vicdan, hepimizin terli sırtlarının yükü.
yükler yıkılıyor,
yollar kapanıyor;
taşıyamıyoruz yaşımızın gökleri parçalayan kulelerini,
o kulelere insan taşıyan yollarını açacak orman kalmadı.
esasen mecazi bir insanlık bizimki,
iki yakası bir araya gelememiş bir şehrin
surlarından yapılan delikanlılık;
oysa çağı geçti kılıç kalkanın,
hangi delikanlılık bizimki
betonarme duvarlarla çevrili özgürlüklerimizin ardından,
hiç bilmiyorum ben bu saatte.
yükler kaldırılıyor,
yollar açılıyor her gün.
altında eziliyor göğün dünya,
ormanlar paralanıyor
köklerini bırakıp.
bir tükenmenin hikayesi,
bir tüketmenin hikayesi insan olmak.
belki önceden anlamlıydı anlattıkları,
çocuklara yemek götürmek için sıraya dizilen kadınlar
ve bir fabrikada çalışan terli adamlar.
bugün, uzaklarda ölen çocuklar hakkında
vicdanlarını kapamış hepsi,
geride ne bıraktığımız
geride kalmadıkça
sıkmıyor canımızı.
geçmişten kalanlar
sönmeyen bir sigaranın rahatsızlığı gibi,
-tüketmek demişken, tam yerinde-
hep bekliyor bizi
çeşit çeşit yollar
ellerimize bulaşmış yükümlülükler.
hak, hukuk diye bağırıyorlar,
biliyorum hepsini, biliyorum ne anlama geliyor;
adalet diye bağıracakken
hak, haklar diye bastırıyoruz
bir alışkanlıkla.
özünde insan, eksik, kusurlu,
ama ne kadar güzel göğe ulaşan kulelerimiz,
dinlerken sağırlaşan kulaklarımız
ve bu artık görmek bilmez gözlerimiz.
vicdan, hepimizin terli sırtlarının yükü.
yükler yıkılıyor,
yollar kapanıyor;
taşıyamıyoruz yaşımızın gökleri parçalayan kulelerini,
o kulelere insan taşıyan yollarını açacak orman kalmadı.
esasen mecazi bir insanlık bizimki,
iki yakası bir araya gelememiş bir şehrin
surlarından yapılan delikanlılık;
oysa çağı geçti kılıç kalkanın,
hangi delikanlılık bizimki
betonarme duvarlarla çevrili özgürlüklerimizin ardından,
hiç bilmiyorum ben bu saatte.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
benim de söyleyeceklerim var!