20 Kasım 2013 Çarşamba

abarmalardan abarlamara

yirmikasım2013

olduramadım, ne kadar ittiysem de taşları.
bir kalenin duvarlarından ev yapacakken
virane rüzgarın sabrı aktı ellerimden
kum taneleri kadar çok devrildi
duvarların eşiğine de,
yetişemedim surların üzerine.
bir şarkı çalındı kulağıma
rüzgar sesi, düşen taşların yere eziyeti,
bizi hatırlattı, ne güzeldi geçmiş baharlar, yazlar.
evdim, çöl oldum, vahası eksik
estikçe gürleyen, gürledikçe gömülen,
varlığı vicdanına bağlı.

abartma dersin geçer her şey. 

nils holgersson'un kazlarla olmayan hikayesi

kasımınyirmisi2013

karnımda ağrılar, sırtımda bir yük.
kim için belirsiz, yürüyorum;
taşlaşmış kırgınlıklar ayaklar altında
benden oluşmuş platolarda
uykuya dalmadan mezarını kazan kargalar
ve üstlerini örtecek akbabaları izliyorum.
söz yetmiyor, nefes, yetişmiyor
bitmek bilmez sıcağına.

bir dala sarılıyorum
ayakta kalabilmek için;
bu yolculuğa neden yalnız çıktım
diye ağlanırken,
gözüm kararıyor
dayandığım dallar hareketlenip
sarıyor.

rüya benim rüyam diye haykırıyorum,
ansızın kurtuluyorum karanlıktan;
bu kez bir mezarlıkta, endişe içinde
buluyorum kendimi.
kuşlar örtüyor birbirinin üstünü,
öperek uğurluyorlar sevdiklerini.

bir kenara çöküyorum, yorgun,
uykuya dalarken müzik uyandırıyor;
yanımdasın sanıyorum
ama yoksun.
sonra geliyor aklıma yazdıkların
ve kelimelerin arasına sıkıştırdığın zehir.
az konuşurken çok söylüyorsun,
bana yetiyor bazen bir söz.

dikilince ayağa fark ediyorum,
ağrı karnımda,
yük sırtımda,
kağıtlara işlenmiş kelimeler gömüyor ayaklarımı;
sen kaçıp kendini kurtarırken.

17 Kasım 2013 Pazar

mecazi delikanlı yükler ve ormanlar

kasımınonyedisi2013

yükler kaldırılıyor,
yollar açılıyor her gün.
altında eziliyor göğün dünya,
ormanlar paralanıyor
köklerini bırakıp.

bir tükenmenin hikayesi,
bir tüketmenin hikayesi insan olmak.

belki önceden anlamlıydı anlattıkları,
çocuklara yemek götürmek için sıraya dizilen kadınlar
ve bir fabrikada çalışan terli adamlar.
bugün, uzaklarda ölen çocuklar hakkında
vicdanlarını kapamış hepsi,
geride ne bıraktığımız
geride kalmadıkça
sıkmıyor canımızı.

geçmişten kalanlar
sönmeyen bir sigaranın rahatsızlığı gibi,
-tüketmek demişken, tam yerinde-
hep bekliyor bizi
çeşit çeşit yollar
ellerimize bulaşmış yükümlülükler.

hak, hukuk diye bağırıyorlar,
biliyorum hepsini, biliyorum ne anlama geliyor;
adalet diye bağıracakken
hak, haklar diye bastırıyoruz
bir alışkanlıkla.

özünde insan, eksik, kusurlu,
ama ne kadar güzel göğe ulaşan kulelerimiz,
dinlerken sağırlaşan kulaklarımız
ve bu artık görmek bilmez gözlerimiz.
vicdan, hepimizin terli sırtlarının yükü.

yükler yıkılıyor,
yollar kapanıyor;
taşıyamıyoruz yaşımızın gökleri parçalayan kulelerini,
o kulelere insan taşıyan yollarını açacak orman kalmadı.

esasen mecazi bir insanlık bizimki,
iki yakası bir araya gelememiş bir şehrin
surlarından yapılan delikanlılık;
oysa çağı geçti kılıç kalkanın,
hangi delikanlılık bizimki
betonarme duvarlarla çevrili özgürlüklerimizin ardından,
hiç bilmiyorum ben bu saatte.

13 Kasım 2013 Çarşamba

önemi olmayabilmeli

kasımınonikisi2013

önemi yok derdi,
gecenin, gündüzün
ya da doğru ve yanlışın;
sen burdasın ya,
artık fark etmez nereye vardığımız.

kapanmıyor iki yakam
ne kadar yollar açsam da
yetmiyor, geçemiyorum boğazları.
her yol boğazımda bir yumru,
seni bekliyorum.

ama önemi yok sen gelince,
geçiyor gündüzün yorgunluğu
sen yerleşince göğe
dördüncü yıldız gibi.
çünkü sen yokken
boş bir sokaktaki devrim gibiyim;
değişimden başka talebim yok,
zehirle beni de
al buradan
sessiz, yeni gürültü olsun.
önemi olmasın yolcuların
ve onu sırtlarında taşıyan melodilerin.

biz bize yeteriz, dayanabildiğin kadar.

5 Kasım 2013 Salı

taşla taşı yontmak

kasımınbeşi2013

duruyordum olduğum yerde,
kimsenin görmediği bir kum tanesi
ya da yolları kapayan devasa bir taş gibi.
sonra, içim gıdıklandı,
ben değiştirmeye karar verdim kendimi, kendimle.
yalnız ben, diğer her şeyden ari.
ne rüzgar ne su ihtiyacım
biraz ben, biraz dünya;
bu kum tanesi yontacak kendini
bir piramide doğru değil belki
ama bir tapınağa doğru, adını bilmediğim.

taşla yontulmaz taş,
taşla evrilir taş.