temmuzunotuzbiri2013
dünya, onu bildiğim,
çıplak ayakla yürürken tanıdığım yer değil artık.
onu güzel yapan insanlar ölürken,
çirkinleştirenlerin yüzleri
her zamankinden daha ortada,
daha fazla gözlerimin içine bakıyor.
ve bu hakaretin ortasında
bir sahranın hayalini, hayaletini
ayakta tutmaya çalışıyor
bir avuç insan.
bir çığlık atıyor, bir hayatı alıyor insan
umursamaksızın.
oysa öyle bir gelecekti ki güneş,
her gün yeniden aşık olacaktık yaşamaya
ona baktıkça.
öyle bir gülümseyecekti ki sevgili,
yüzüne çarpan rüzgar,
ayaklarını kesen çakıl taşları
masalın en güzel kısmında
kaybolup gidecekti.
şimdi herkesin ayakkabı var,
herkesin çatısı koruyor onları rüzgardan;
acı çekerken bile aşık olmak
uzak bir hayal,
çünkü çıkarlar, çıkarlara aşığız biz,
düşmeyenlerle yaşıyoruz aşklarımızı.
kim değer artık, düşerken düşmeye,
düşecekken kendini altına sermeye?
barış, gel, bakma uzaktan,
dünya inandığın kadar senin.
ikimiz sığabiliriz bu hikayeye.
dünya, onu bildiğim,
çıplak ayakla yürürken tanıdığım yer değil artık.
onu güzel yapan insanlar ölürken,
çirkinleştirenlerin yüzleri
her zamankinden daha ortada,
daha fazla gözlerimin içine bakıyor.
ve bu hakaretin ortasında
bir sahranın hayalini, hayaletini
ayakta tutmaya çalışıyor
bir avuç insan.
bir çığlık atıyor, bir hayatı alıyor insan
umursamaksızın.
oysa öyle bir gelecekti ki güneş,
her gün yeniden aşık olacaktık yaşamaya
ona baktıkça.
öyle bir gülümseyecekti ki sevgili,
yüzüne çarpan rüzgar,
ayaklarını kesen çakıl taşları
masalın en güzel kısmında
kaybolup gidecekti.
şimdi herkesin ayakkabı var,
herkesin çatısı koruyor onları rüzgardan;
acı çekerken bile aşık olmak
uzak bir hayal,
çünkü çıkarlar, çıkarlara aşığız biz,
düşmeyenlerle yaşıyoruz aşklarımızı.
kim değer artık, düşerken düşmeye,
düşecekken kendini altına sermeye?
barış, gel, bakma uzaktan,
dünya inandığın kadar senin.
ikimiz sığabiliriz bu hikayeye.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
benim de söyleyeceklerim var!