9 Temmuz 2013 Salı

temmuzunsekizi2013

heyhat simetri, yoksun sen!
bir izdüşümüymüş özgür olmak,
cennetin güneyinden bir kare,
yedi kat neşen de var mı
dinlediğimiz hikayelerinde?

oysa hiçkimsenin göğsünün sağında
bir yürek daha yok.
her şeyi tamamlayacak
bir diğeri var da,
bedenin bir diğer kalbi yok,
karmaşasını bitirip
doruklara yerleşecek.

bu yüzden; heyhat aşk,
tüm arananlar, arayanlar,
bu yolda kaybolanlar ve
bir tutam sevgiye yürek paralayanlar;
her söz yarım, eksik size!

kalbin izdüşümü mü olurmuş zaten.

2 Temmuz 2013 Salı

iç hastalıkları

temmuzunikisi2013

eleminden doğuyor denizler
ve sahte gemiler inşa ediyorsun
senden beslenen.
boğazında eski bir idamın ipi,
ölümsüz, yaraları nihanın bir parçası
çıplak elleri ile dünyayı tutuyor.
böyle unutuyor ancak boğazındaki acıyı.

herkesin benzer soruları var,
eksik ya da fazla cevapları,
bir yol açmak için uğraşıyor
tüm canlılar,
başkalarının geçmişinde.
sırtlanmış zamanı,
kapalı kapılardan geçmeye çalışıyoruz
başkalarının güvenli limanlarına.
tek umut, orada bir sığınak bulabilmek.

kuraklıkla çözülmüş bir hastalık seninki,
af dileyecek duvar yok, ağlanacak gözyaşı;
son ölüm, boğularak gelmişti
'tanrım, bu köstekleri al içimizden' diye bağırarak.

devam edebilmekten de yorulur insan,
o zaman işte, tam o zaman
yalancı gemilerin yetişir imdadıma,
inanırım bir an suyun su, ahşabın ahşap olduğuna,
bırakırım kendimi ölümcül oyununa.

düşmek bilmeyen bir adam düşene kadar
sürükleneceğiz biz senle,
neyin var neyin yok benim,
neyim var neyim yok hep senin;
kavuşabildiğimiz kadar kavuşup,
nefes alabildiğince yaşayacağız. 

biçareye çare kala

temmuzunikisi2013

yalnız da olabilirdi belki
hiç tanımasam seni.
hep barış içinde de olabilirdi
eğer tutkular, sevmekten ibaret,
şekillendirmeseydi bizi.

habersiz, küçüldü dünya
ve insanlar unuttular 
birbirlerine olan düşkünlüklerini.
aklımda, sevmenin anıları,
çerçevelerinde sabırsız resimler,
seni arıyorum bu kalabalıkta.
ışıkları çekilirken şehrin
kör gözlerim düşüyor,
güneşin ışığından başka ışıkta
parlamıyor gözlerin.

evimde, saksıda çiçekler,
görülecek cenazeler için yetişiyor.
her biri henüz doğmamış bizler için,
ölmeye doğan evlerin son süsleri.

dünya öyle küçüktü de
bulmak zordu yine de seni;
meşguldün belki de başka şeylerle,
gidemediğim yerlere gitmekle 
ya da geçmişi aramakla mesela.

anlaşamadığımız bir şeyler vardı da
umrumda değildi onlar sen gülümsediğinde.
omuzlarımda dünyalar olsa, fark etmezdi
sen gülümserken.

sonra bir an, vazgeçtin gülümsemekten,
soğuk bir rüzgar sürükledi seni sözlerimden.
uzaklar sessiz kaldı, gömüldüm kendime,
susamadım da, çıkmadı sesim.

sen varken çektiğim bu yalnızlık,
yokluğundan beter bir müsibet.
gel, tamamla yeniden,
yalnızlıkla olmuyor artık.

sen'in

temmuzunbiri2013

yasla bana başını, korkusuzca.
hiçbir şey ulaşamaz sana
ben sardığımda dünyaları.
hayaletimin ulaştığı her yer senin,
ormanlar ve nehirler, senin için.

biliyorum, sevgi kırılgan,
ve sonsuz sevmek , zor;
ama kollarımdaki 
bir bebeklik dünya senin.
gel, korkusuzca,
burada düşmek yok sana.

ve belki, gel tüm şeytanlarınla,
korkmuyorum senden gelenlerden;
korkularını al da gel,
tek tek göster yaralarını bana,
belki doktor bile olabilirim bir gün.
yeter ki gel, yerleş, sahip ol
kendiliğinden yeşermiş bu dünyaya.

her şey senin için,
senin için her şey,
her şey için, sen.