18 Şubat 2015 Çarşamba

borç harç

şubatınonsekizi2015

şu üzerimize bıraktığın kar,
bizi gömse olduğumuz yere de,
uzun zamanlar sonraki çocuklar için
ilgi çekici bir şey bırakabilsek bari.
olduğumuz, olmaya çalıştığımız şeyler,
kapladığımız yerden biraz büyük
sadece biraz büyük olaydı da,
bari şu uğruna borçlandığımız nefesler
bir dirhem daha kıymet edeydi.

oysa nereye baksam,
elleri göğe çevrilmiş insanlar
en az kendileri kadar güzellik istiyor.
bu yakarış, yabani.
bana, ben de yeterim,
bana, benden azı da yeter,
bana, yokluk da yeter.
yeter ki düşüncelerimden eksilme.

terk ettiğinden beri bizi birbirimize,
sana duyduğumuz açlıkla
kemiriyoruz
seni yerleştirdiğimiz tahtı.
adını bilmeden, suretini görmeden
uydurduğumuz isimlerinle
kelleler alıp kurbanlar veriyoruz.

bana bir tek senin azın yetmiyor.
oysa öyle azsın ki,
senden geldiğine inandığım kelimeler dışında
neredesin, iyi misin, bir derdin var mı bilmem.
halbuki şu dimdik duran bedenler,
uğruna cani olmuş korkuluklar,
sureti hayriyelerin,
öyle hakim ki sözlerine,
yabaniyim onların dillerinde.

üzerimize bıraktığın kar
akıp denize kavuşurken
ben de sana kavuşsam
ve alacak ya da borç kalmasa aramızda artık?

17 Aralık 2014 Çarşamba

kalacaklara rehber mahiyetinde dersler

aralıkınonyedincigünü2014

bazen hazırsındır gitmeye de
gidecek yol bulamazsın
gitmek istediğin yere.
öyle bir yer var mı, bilmeksizin
gitmek istediğin yeri düşlersin.
ve o kadar yakınlaşır ki
gerçek ile hayal,
anı ile masal,
girdaptan bir sille çıkarır
ancak seni.

elinde, bildiğin
ama gitmek istemediğin yerlerin haritaları,
herkesin, her gün, geçtiği yollardan
hayale, masala varmaya çalışırsın.

çıkmaz yollara bile sokar hayat.
gitme fikrini bile düşündürmeyecek kadar
hasta eder seni yeri gelince.
sense tarihin tekerrürü içinde
sonsuz bir çukurun korkusunda
çarklar arasında
varlık mücadelesine tutunur,
sonra da çemberini daraltacak
tüm eşyalarınla
özgürlüğü oynarsın.

bazen gitmek, en büyük korkundur
lakin yürüdüğün tüm yollar
başka memleketlere çıkıyordur.
anandan ayrılır gibi tırmalar yollar o zaman
oranı buranı da
durduramazsın olanı.

hayal et, çocuk.
belli ki, başka yol yok.
ayakta kalmak için,
cennetini içinde taşı,
senden başka evren yok.

en zengin hayallerleryapamayanlarındır.

10 Aralık 2014 Çarşamba

dilinin ucundaki düşman

aralıkınonu2014

yeterince zordu hayat
ve benim, senin bana ihtiyaç duyduğundan
çok daha fazla ihtiyacım vardı gülümsemene.

ödünç aldığım nefeslerle
başkalarının seyrüseferlerinden
yorgun dönmüştüm yeni kurulan yurduma.
bir yıldız gibi
her an göz kırparcasına atıyordu kalbim
her surat asışında.
oysa her kesik gülümsememde
hazinen vardı, anlatamadığım.

olduğundan zorlaştırırdım sevmeyi
ya da sevilmeyi.
neyi, kimden koruduğumu bilmeksizin
çarpışırdım geceler boyu kendimle.
gerçek düşman içimde değil,
gerçek düşman dışarıda değil.

yeterince zordu hayal kurmak
ve benim, senin benim nefesine duyduğundan
çok daha fazla ihtiyacım vardı nefesine.

düşman dilimin ucunda.

13 Ekim 2014 Pazartesi

kronos'la zeki müren gölgesinde özgürlük yorumu

ekiminonüçü2014

özgürlük, her nefeste
Kronos'un yediği oğullarının anısı gibi
cirit atar karnında.
dalgalar gibi yayılır her zerrene;
bitmek bilmez devamlılığında
günahını kusturur gözlerine.

özgürlük öyle kül tadında,
öyle ağırdır ki,
onu yaşatmak için
kendinden parçalar bırakırsın,
tükenene kadar.
karşılığında ne verdiğini bilmeden
yer açarsın dünyanda onun için.
oysa o,
seni bir arada tutan şeylerin tadını sever.
ilkin dizlerini çözer, düşersin,
sonra doğrulamaz olursun.

kimsenin, senin bile haberin olmaz
ama bazen öyle bir yer doldurur ki özgürlük,
bir yangının külünü yeniden yakıp geçen
sen olursun.

özgürlük, başkalarına çektirmenin izni;
çekenlerinse, giderken sana bıraktıkları miras,
adalettir.

12 Ekim 2014 Pazar

düşmenin doğası üzerine

ekiminonikisi2014

önce bu dünyaya doğru,
sonra bu dünyadan başka dünyalara düştüm.
atalarımın yaprakları savuran düşüşleri gibi,
evrimle açıklanabilirdi düşmenin ilk anları.
fakat sonra, çok sonra,
içimde, uyumayan iblisler
kaldırır oldu uykumda, yürüttüler beni
büyük boşluklar boyunca
ve dışarıda kalınlaştıkça
inceldi içimde sesim.

gördüğüm tüm iyileri sapladım karnıma
belki ilaç olur diye
ama olmadı.
iyiler kırıldı kanımda, eskidiler,
hepsini yıkacak kadar güçlüydü iblislerim.
onları da öldürdüm kendimle.

bunlar hep bir düşün parçaları,
düşmüyorum gerçekten dedikçe
benden kopan parçaların
yerçekimine yenildiğini gördüm,
eksilmenin bayraklarını çektim göğsüme.
bir gün kuş kadar kalacağımı bile bile,
bıraktım kendimi düşüşe.

belki bir düşüşten ibaretti hayat
ve düşerken kimseyi sürüklemeyenler
en onurlu ölüleriydi bu dünyanın.

aynada böyle bir adam yok karşımda.
aynalar yalan söylemez.

6 Ekim 2014 Pazartesi

yürümeli

ekiminaltısı2014

nefesini ayırdım nefesime
ve yürüdüm sırf olduğum yerden ayrılmak için.
geçecek bir gizli geçit
ya da bir köprü yoktu
önümde sürekli değişen yolu kısaltacak.
göğsümde senden habersiz duran nefesin,
benim için geriye kalan
ilk ve son şeydi.

kim bilir kaçıncı yoldu bu bitiremediğim
ama yürüdüm.

23 Eylül 2014 Salı

yeniye doğru

eylülünondokuzu2014

göğsüne yerleşmiş ağrısı
dünyalar ciğerlerinin arasında
ilk kez ayrılıyor gibi süzülüyorlar
iki yana.
ve birbirinden ayrılan kıtalar gibi
yırtık, öyle yavaş,
öyle bir sabırla ilerliyor ki,
ağrısı nesiller sonrasında dahi
göz yaşlarıyla anılacak bir miras oluyor
insan zihninde.

fotoğrafını çekenler
basmaya cesaret edemiyor
tenin yırtığını kağıda
ve korku içinde yakıyorlar tüm delilleri
hiçbir çocuk görmesin diye
büyüklerin acısını.
eller canın boğazında,
bir sıkıntının artçılarını
yerleştiriyor gözlerinin önündeki denize.
görmediğimiz yerlerde çukurları var dünyanın,
hep onlar düştüklerimiz,
anımsadıklarımız.

bir gün bakarsın
kanadını sökmüş götürmüş rüzgar
sen yazın keyfini sürerken;
sürmüş senden geriye kalanı uzaklara.
sonra başka bir gün gelmiş,
uçmanın hayallerini çağıramaz olmuşsun,
kanatların için sırtında yer kalmamış.
artık havaya sarılamayan
bir sürüngen olmuşsun.

o zaman gökten düşenlerin adı,
tükenmişlere döner
ve evrildikleri yerde sürekli yarılanarak
silinirler evlerinden.
çünkü hayat bitenleri ve düşenleri
unutarak yer açar tazeliğe.