2 Kasım 2015 Pazartesi

vehim

kasımınbirincigünü2015

bir yerlerde ağlıyorsun belki,
başka bir yerlerde seviniyorsun.
mirasına aşık olduğun canlara yanıyorsun
mezarlarını kirleten adamları izledikçe.
bir ürperti dökülüyor boynundan aşağı,
soğuk terler, öfke hükmünü salıyor;
kötülüyorsun kendini.
işte o zamanlarda sığındığın yerler sensin,
sığındığın yer senden uzaktayken bile.

öte yandan düşünüyorsun,
sevinen ben, nereye kaçtı,
kim kaçırdı beni?
uzaklarda değil cevap,
baktığın gözler onu ilk gören,
hırsız ellerin, seni çekip götüren.

neticede, tesbih de sensin, çeken el de.
ne ilk, ne son kendi çağrısına kulak asmayan,
herkesin bildiği, korkmadan yaptığısın,
herkesin sevdiği ama korktuğusun;
dağların sarıldığı toprak, toprağın örttüğü dağsın
ve sen ne kadar korksan da
seni yıkabilecek de, ancak sensin.

şimdi başka bir yerlerde, gülümsüyorsun da;
güneş pırıl pırıl etmiş dünyanı
bir kış daha geçmiş ömründen, uyanıyorsun.
yıkık dökük her şeyin içinden geçip
kendine bir yol bulmaya çalışıyorsun.
merak etme, sabret;
daha yolunu bulamamış bir yolcu yok.
yüzyılların yaşanmışlığının mirası,
sevdiğin canların yanına, sana çıkartacak yolunu
er ya da geç.