29 Nisan 2015 Çarşamba

bir dosta methiye

nisanınyirmidokuzu2015

arkanda bıraktığın mezar
evindi oysa ki.
hiçbir zaman bıkmayacağını söylediğin,
her zaman seveceğini bildiğin o tek yer.
ve aslında hala aynı, olduğu gibi duruyor
her yeri dolduran toprak kokusu
neredeyse seni boğacak olan o nehir.
bir sen yoksun.

ne aradığını bilmezce arıyordun
seni kendi haline bıraktığımda.
sonunu bulacağın bu hayatın
resimlerini yapıyordun;
nehirlerin gözyaşı,
seni saran hava
ölümlülerin dünyaya fazla gelen ruhlarıydı.

korktuğumdan değil de,
bilmek istemiyorum ne olduğunu
öldükten sonra diyordun
ve hiçbir tanrının sözü,
hiçbir dua dindirmiyordu
faniliğinden yaşadığın kaçma arzusunu.

bir zaman gelmişti,
dostlarının bir bir yanından ayrıldığı;
henüz gençtik ve inanamıyordun
ölürcesine gidişlerine.
arayıp sormazdın kimseyi,
belki beklemezdin de kimsenin
sana ulaşmasını
ama beklerdin,
onlar kendi topraklarına kavuşmuşlar çoktan,
bense hala savrulmak istiyorum diyordun.

gelmez faniliğim geri,
gelmez bu dünyanın güzel günleri,
yas tuttuğum her gün
bir önceki yasa methiyeden ibaret
derdin yüzün düştüğünde.

bir alıntıda yaşadığını söyledin gitmeden hemen önce
bütün kitabın en önemsiz alıntısını
yaşıyorum kendimi bildim bileli dedin.
oysa ki şans eseri bir araya kelimeler
eşsiz bir cümle kurmuştu seninle.
bu yüzden, tüm sesler sustuğunda
önce seni hatırlar, yad ederim.
hiç bıkmayacağın o yeri hatırlar,
hayallerimde, artık hatırlamadığım sesini duyarım.