16 Temmuz 2014 Çarşamba

söz döngüsü

temmuzunonaltısı2014

söz, baba,
dikkat edeceğim yılanın sözlerine,
bir anda yanımda bitişine
ve yanında getirdiği şere.
karanlıklar çökecek,
biz daha yanlız kalacağız
ve içine düştüğümüz çukurda aydınlanacak
cehaletimiz.
damarlarımdan yaşam çekilirken
mirasını anacağım
ve o mirası nasıl reddettiğimi.
son anın hayalleri,
ellerimde küçülecek,
gözlerim kapanırken
zihnim son bir isyanla
akıp çıkacak nefesimle.
hayalinde kaybedeceğim kendimi
adın, sözün,
kalacak benden geriye
belki reddedilecek son bir dua bile.
bir tohum gibi
yeniden düşeceğim anamın kucağına.
yansımam önce kaybolacak,
sonra bambaşka bir yerde parıldayacak.
her doğumumda yeniden
sadık kalacağım tek sözüme:
dikkat edeceğim yılanın sözlerine,
bir anda yanımda bitişine
ve yanında getirdiği şere.


9 Temmuz 2014 Çarşamba

meraklı cehaletle yolculuk

temmuzundokuzu2014

soğuk yatağından kalkarken
büyük boşluklara atılabilecek kadar genç,
başkalarının kalbiyle oynamayacak kadar yaşlıydı
ve nerden baksan
yokluğuna henüz altmış-yetmiş sene vardı.
sonsuza kadar yaşardı ona kalsa
nasılsa başkalarının nefesleri de ömür katardı
yaşamak isteyene.
bazen nereye gittiği belirsiz bir gemiye,
bazen yönsüz bir rüzgara sarılır
kucaklardı baharın serin sıcaklığını.
önemli olan kucaklayacak kolları
ve onları hareket ettirecek
bir umudu olmasıydı.

tek müttefiki
kendinden büyük hayali olduğundan;
her gün, sil baştan,
bir yenidoğanın anasının memesini görmeden bulması kadar çabuk
ölümden kaçar, nefesine sarılırdı.

geriye, en başa dönmek,
sonra ansızın en sona doğru koşuşturmaktı
onun için yaşamak
ve önerilenin aksine
her gün son günü gibi değil,
ilk günü gibi yaşardı.
çünkü hiçbir gün,
ilk gün kadar güzel,
onun kadar sonsuz değildi.

meraklı cehalet, en güzeliydi hislerin
ve dört mevsim, bulunabilecek en korunaklı limandı
dünyanın kiri pasından.
yılmaz bir şekilde her eylül
doğumunu müjdeleyen baharı çağırırdı
kışın kalbine giden yolculuğuna;
oysa onun baharı, her kış, kalbinde
zaten ısıtır, sarar sarmalardı onu.

belki de alışkanlıktan, çağırırdı yine de
beden bürüyemeyen hayalini
bu çıktığı kısacık yolculuğun her dönemecinde.