20 Mayıs 2014 Salı

nefs-i inşirâha veda

mayısınbeşi2014

kesilmiş nefesi, yanmış ciğeri,

ne varsa insandan ibaret, onu yitirenler
hesabını tutmuş cansız bedenlerinin;
diğerlerine ali eklenince,
üç yüz bir, üç yüz iki, beş yüz etmişler.

cansız bedeninin

sessiz çaresizliği,
onu ölüme yürütenlerin
vicdanına terk edilmiş zaten çok önce.
hükmü, belki doğmadan verilmiş,
mahkumiyeti ebediyetle kaldırırken
kara perdesini gözünün akından;
onun için söylenen tüm sözler,
ecel terlerinden olma idam halatları 
boyunlarımıza yerleşmiş daha da sıkı.

adın duyulmasın diye sayıyoruz

yokluğunu yorgun adamların,
sen ölürken ciğerin kapkara,
biz vicdanlarımızı defalarca karalara bulayanlar
nefsi inşirâh hayallerinde
boğuyoruz birbirimizi.
hangimiz daha günahkar,
bilmiyorum güzel kardeşim,
lakin, güzel uyu uykunda,
burada aradığımız adalet,
diyarı terk edeli, çok olmuş.

10 Mayıs 2014 Cumartesi

öyle şeyler

mayisinonu2014

iyi de nerden bileceksin,
ben şimdi nerdeyim,
ne yaparım kalabalıklar içinde.
düşünsene kalabalıklar senleyken manzaradan ibaretken;
şimdi manzaralarda ilham tadıyorum.
öyle tadı yok ki bu cümbüşün,
öyle bir tatsızlık ki bu parfüm,
kendimi sessizliğin evine atmak istiyorum
başkalarının ev dedikleri yerlerden.
sen ne yapıyorsan, yapmaya devam et,
nasılsa zaman geçecek.

5 Mayıs 2014 Pazartesi

son dem

mayısınbeşi2014

neyi kaybettiğimi düşünüyordum bugüne kadar
ve öyle bir liste oldu ki, başını unuttum neticede;
yoruldum saymaktan.
neyi diye başladığım yol, neler'e dönüştü ansızın.
nereye varacağımı bilmeksizin koşturuşum
ardı ardına sıralanmış gelişigüzel notalar gibi,
keskin geldi, korkuttu.

dünyanın en iyi insanlarını yitirmiş gibi hissettim.
başka dünyalar yoktu yeniden doğacağım
ve şimdiden zaman hızla erir olmuştu.
küçük şeylerdi fark ettiren
daha küçük şeylerin varlığını
ve gözlerim öyle bozulmuştu ki,
koca koca çınarlar
nereye gittiğini bilmeden giden adamlar sanar olmuşum.

insanlar insanlardan sadır olmuş.
hiç olur mu öyle şey?

satın alabilmek, sahip olabilmek yettiğinde
satın alamadığını hatırlıyorsun, çocuk,
ama o an gelene kadar, her şey harcanabilir
her şey sadece o an için var,
bir an sonra tüm dünyan yok olacak olsa
fark etmez.

bir rüyaya atılacak olanın
önce gözlerini kapaması gerekir oysa ki.
uykumdan da aydınlık dünyamdan da vazgeçmem,
uzaklardan bir gitar gürültüsüne takılmış sesler gelmeye devam ettikçe
yaşıyorumdur bir şekilde.
ve yaşadığım sürece, ne kadar düştüğüm
sadece ne kadar yaşadığımı gösterir.

sözlerin bu bağımsızlığı yanıltmasın seni,
bir hapishane mimarının
biçare serzenişleri hep duydukların.
son demlerinde bir kumarbaz,
gerçekten sırtı ilk kez yere gelmek üzere olan
bir ağacın
kendine son güvenişleri.